Husilerin darbesi sonucu çöken Yemen ekonomisinde son durum

12 Mars 2020

Husilerin darbesi sonucu çöken Yemen ekonomisinde son durum

Dünyanın en zengin ülkeleri ile çevrili olmasına rağmen, bölgenin en fakir ülkesi Yemen’deki ekonomik durum gerek halk gerekse bağışçılar için endişe kaynağı olmayı sürdürüyor. Yemen’deki ekonomik durum özellikle İran destekli Husilerin 21 Eylül 2014’te başkent Sana’yı ele geçirerek meşru hükümete karşı yaptığı darbe ile çok daha kötüye gitti.

Dünya Bankası’nın son açıkladığı verilere göre, Yemen’de savaş öncesi 16 milyon olan yoksul insanların sayısı Husiler’in meşru hükümete karşı darbesi sonrası 2016 yılının başında 20 milyona yükseldi. Şu anki verilere göre ise 21 milyon Yemenli yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi’nin (OCHA) istatistiklerine göre Yemenlilerin yüzde 90’ının insani yardımlara muhtaç bir şekilde yaşamlarını sürdürüyor.

HUSİ DARBESİNİN YEMEN EKEONOMİSİ ÜZERİNDEKİ YIKICI ETKİLERİ

*Husilerin darbesi sonrası ülkede başlayan savaş zaten kötü durumdaki Yemen ekonomisi üzerinde yıkıcı etkileri oldu. Husi darbesinin devam etmesi sebebiyle, ülkenin petrol gelirlerinin durması, ülkenin döviz rezervlerinin güçlendirmek için dış desteğin kesilmesi, devletin bütçe kaynaklarının kurutulması, ülkede devam eden ekonomi çarkı durdurarak hükümeti maaşları dahi ödeyemeyecek duruma düşürdü. Bu süreç daha öncede sıkıntılı olan ülke ekonomisi üzerinde son derece yıkıcı etkileri oldu. Ülkendeki insani durum buna bağlı olarak daha da kötüleşti. Bu durum özellikle Husiler’in kontrolü altındaki Tihama Ovası’da kitlesel açlık boyutuna ulaştı.

* Husilerin Yemen ekonomisini çökerme projesinde izlediği yöntemdeki birçok ayrıntı İran Devrim Muhafızları’nın İran’daki birçok kurumu yönetmedeki sistemine benziyor. Husiler’in bu seçimi Yemen ekonomisi üzerinde son derece olumsuz ve doğrudan etkileri oldu. Bu yaklaşım ulusal para birimini çökertti, enflasyon oranlarını yükseltti, Sosyal hizmet alanlarını ve sosyal güvenlik sistemini tamamen yok etti. *Husilerin darbesi gerçekleşmesinin ardından ülke ekonomisinin her düzeyinde büyük çöküşler yaşandı. Yoksulluk, işsizlik, açlık, hastalık ve salgınların oranlarında hızlı yükselmeler gerçekleşti. *Yemen’deki ekonomik faaliyetler, bir savaş ekonomisi değil, devlet projesi de bulunmuyor. Sadece İran’ın Yemen’deki kolu olan Husiler’in ortaya koyduğu küçük projelerden ibaret.

* Husi milisleri silahla başta başkent Sana olmak üzere diğer şehirleri ele geçirmelerinin ardından ülke ekonomisini batırmaya çalıştı. Buna karşılık, hepsi de mezhep sadakati olan yeni şirketler ve ticari tesisler kurarak kamuya açık yeni ekonomi merkezleri kurdular.

*Kimi ekonomistler, kesin bir istatistik çalışma olmadığı için Yemen'deki ekonomik kayıpların boyutunu kestirmenin zor olduğunu ifade etse de kimi raporlar ülkenin 100 milyar doları aşan büyük ekonomik kayıplar yaşadığını ortaya koyuyor.

• Darbenin devam ettiği yıllar sürecinde, Husi milisleri, tüccarlardan, şirketlerden ve alışveriş merkezlerinden yasa dışı vergiler, topladı. Bu durum Husilerin kontrolünde kalan bölgelerde çok sayıda tüccarın, iş insanının ve ticaret merkezinin kaçmasına neden oldu. Kimileri iş yerlerini kapatarak iflas etmek durumunda kaldı.

*Husi darbesi Yemen’deki şirketleri çok büyük kayıplara neden oldu. Dünya Bankası tarafından Ekim 2018'de yapılan son raporunun ön sonuçlarına göre, Yemen şirketlerinin yaklaşık yüzde 50'sinin kapılarını kapattığını, hayatta kalan şirketlerin yüzde 51'inden fazlasının azaldığını ise büyük oranda zarar ettiğini ortaya koydu. *Yemen hükümetine bağlı Merkez İstatistik Bürosu tarafından yayınlanan bir rapora göre, darbe ve savaşın etkilerinden birinin ise, kişi başına düşen milli gelirde ciddi bir daralma oldu. Buna göre kişi başı gayri safi yurt dışı hasılası 2014 yılında yaklaşık 1287 dolar iken 2018'de 385 dolara düştü. Bu günkü fiyatlarla kişi başına ortalama gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 70'lik bir daralma olduğunu ortaya koyuyor. Bu daralma daha fazla vatandaşın yılda kişi başına gelirin 600 dolar olduğu ve bu rakamın tahmin edilen ulusal yoksulluk sınırının altına düşmesi anlamına geldiğine dikkat çekiliyor