Riyad anlaşması Yemen’i bölüyor mu?

Zekeriya Kurşun -Yenişafak

8 Kasım 2019

Riyad anlaşması Yemen’i bölüyor mu?

2019’un sonuna yaklaştığımız şu günlerde, belki de Ortadoğu’da yılın en iyi gelişmesi İran’a karşı beklenilen savaşın başlatılmamış olmasıdır. Özellikle 2018 boyunca Suudi Arabistan (SA) ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından tırmandırılan gerilim, ABD’nin geri çekilmesi ile yeni bir hal almıştır. Körfez’de İran gemilerine, BAE liman ve gemilerine ve nihayetinde Suudi ARAMCO tesislerine yapılan sabotajlara rağmen ABD tarafından İran’a fiili bir saldırının başlatılmaması, BAE ve SA’yı da geri adım atmaya itmiştir.

Kuşkusuz bölge barışı adına bu, olumlu bir gelişmedir. İlginç olan husus bu gelişmeden ekonomisi dibe vurmuş olan İran’ın hoşnutsuz olduğudur. Siyasetini mazlumiyet ve mağduriyet üzerine bina eden İran, kendilerine verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi bahanesi ile uranyum zenginleştirme işlemine tekrar başlayacağını ilân etmiştir.

Bu durumu İran’ın her zaman olduğu gibi, -yani yerde sürünürken bile- yüksek ses çıkarmasına ve mübalağa geleneğine verelim. Ama sahada bir tarafı olumlu, bir tarafı da çekişmeyi sabit kılan yeni bir gelişmeyi daha hatırlatalım.

Suudi Arabistan-İran rekabetinin doğurduğu Yemen Savaşı, 21. yüzyılda yaşanan en büyük felâkete sebep olup 25 milyon insanı yardıma muhtaç hale getirdikten sonra 5 Kasım’da, Riyad’da yeni bir anlaşma imzalandı. Aslında bu anlaşma son birkaç aydır BAE ve SA arasında Yemen ve İran konusunda yaşanan ayrılıkların ve çatlakların sıvanması amacı ile yapılmış olsa da tarafların makul davranması halinde Yemen Savaşı’nı durdurması için de bir başlangıç olabilir. Başka bir ifade ile kötünün iyisi olarak tarif edilebilir. BAE’nin desteklediği Aden Geçici Meclisi ile SA’nın desteklediği Yemen Meşru Hükümetini bir araya getiren ve savaşı başlatan Muhammed b. Selman ile ortağı Muhammed b. Zayed’in garantörlüğünde imzalanan anlaşma, Aden’de yeni bir hükümetin oluşturulmasını öngörmektedir. Anlaşma maddeleri açık olmasa da Aden’de SA ve BAE perde arkasına çekilecek ve görünüşte sorumluluk, oluşacak yeni hükümete devredilecektir.

Bu girişim, Yemen’de en azından bir süreliğine hayatın normale dönmesine imkân sağlayacaksa da; Yemen’in tıpkı 1967 yılında olduğu gibi Güney ve Kuzey olarak bölünmesinin de önünü açacaktır. BAE’nin baştan beri bu planı hayata geçirmek istediğinde kuşku yoktur. Ancak gerek Koalisyonun desteklediği Yemen Meşru Hükümeti ve gerekse SA’nın bu plana karşı çıkması yeni formül arayışlarına sebep olmuştur. Zira Yemen Savaşının birçok sebeplerinin yanı sıra en önemli gerekçelerinden biri de, SA’nın Yemen’den Güney sınırlarına yöneltilen tehditler idi. Üstelik bu tehditler başkent Riyad’a kadar da uzanmıştı. Bu yüzden SA uzun zaman BAE’nin niyetlerine karşı direnç gösterdi.

Riyad’da yapılan ittifaka göre; şimdilik BAE geri çekilecek ve Güney’de BAE ve SA’nın garantörlüğünde ve bütün Yemen’i temsil ettiği ileri sürülen yeni yönetim ile yola devam edilecektir.

Ancak Sa’nın buna sonuna kadar rıza göstermeyeceği de aşikârdır. Zira şimdilik asıl düşmanları olan İran destekli Husilerin Kuzeydeki hâkimiyetlerine nasıl son verileceğine dair bir plânları yoktur. Bu durumda yakın gelecekte yeni senaryolar ortaya çıkacaktır. Taraflar bölünmeye rıza gösterip Güney takviye edilerek Kuzey’e; daha doğrusu Husilere karşı şiddetli yeni bir savaş başlatılacaktır. Husiler, geldikleri Sa’da bölgesine sürülüp Kuzeyde SA’nın nüfuzu altında yeni bir hükümet kurulacaktır. Böylece BAE güdümünde Güney hükümeti ve SA güdümünde Kuzey hükümeti olarak bölünmüş bir Yemen ortaya çıkacaktır.

Yemen meselesi, ABD’nin 2003’teki başarısız Irak müdahalesinin küçük bir örneğine dönüşmüştür. Irak’a demokrasi getirmek ve İran’ı bölgeden uzaklaştırmak isteyen ABD, Irak’ı parçalamış, İran’ın bölgede daha fazla nüfuz kazanmasına sebep olmuştur. Şimdi de BAE ve SA İran etkisini ortadan kaldırma bahanesiyle başlattıkları savaş ile Yemen’i bölecek ve İran nüfuzunu kalıcı kılacaktır. Bu yüzden ne büyük felâketi yaşayan Yemenliler ne de tarih, Muhammed b. Selman ile Muhammed b. Zayed’i asla affetmeyecektir.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK GAZETESİ